Bıçkı Dere Yürüyüşü
 İbrahim Aşkar tarafından 16 16.10.2013 13:34:33 tarihinde yazıldı.

Hep motorla gezilmez biraz da yürüyelim dedik, yağmur çamur dinlemeden düştük yollara. Hatta bir süre sonra yağmurdan çamurdan memnun kaldık, kim sıcağın alnında yürümek ister ki? 


Menekşe yaylası diye çıktık ama Bıçkıdere’nin yatağı boyunca yorulana kadar debelendik. Dere kuruyana kadar yürümeyi sürdürdük.


Kurumuş dere yatağında ilginç ilginç kayacık şekilleri gördük, beğendik. Hele ki aşağıdaki havuzcukların olduğu yer vardı, minik bir Pamukkale gibiydi.


Açlıktan ölene kadar her şey çok güzeldi. Neyse ki yanımızda şans eseri getirmiş olduğumuz sucukları, yine şans eseri yakabildiğimi...

Biftek Denemeleri
 İbrahim Aşkar tarafından 15 15.10.2013 18:48:53 tarihinde yazıldı.

Tatlı soslu biftek denemelerine devam. Bal, süt ve soya ile hazırlanmış sos, pişmeye yakın nar ekşisi damlatılmış biftek parçacıkları ile harmanlanır. Bu harmanın içine kızarmış soğan, biber de ilave edilir. Varsa yanında brokoli, bruksel lahanası kavrulur.

Bal olur bal

...

9 Ekim
 İbrahim Aşkar tarafından 9. 9.10.2013 17:25:54 tarihinde yazıldı.

Bu sabah işe giderken radyodan duydum, bugün Dünya Posta Günü. İnsanlara sormuşlar “en son ne zaman mektup yazdınız?” diye. İlginç ilginç cevaplar.

Son 20 yılda, nasıl da kayboldu gitti “mektup”, “telgraf” vb. Dünyanın ne kadar hızlı değiştiğine başlı başına bir kanıt bu.

Ben de en son ne zaman mektup yazdığımı düşündüm hemen, hatırladım, mutlu oldum çünkü bütün duygularımı gizlice saklıca anlatmış, kendimce içimi dökmüştüm.

A. Hamdi Tanpınar bir mektubunda şöyle diyor: “Günün birinde, kendimi, edebiyattan başka bir işe yaramaz buldum.” (Edebiyatçılar Konuşuyor, Varlık Yayınları, 1976, s. 43)

Her bireyin farklıdır elbet; "kendini .......... dan başka bir işe yaramaz bulmak", biraz da alışamamaktır hayata. Belki de bilinçli bir gizlenmedir, içten içe kendi kabuğunda sürdürmektir hayatı.

Ne kadar uzun yaşarsak yaşayalım, dünyaya hep ac...

Can Alıcı Görüşmeler
 İbrahim Aşkar tarafından 2. 2.10.2013 18:54:43 tarihinde yazıldı.



“Riskler yüksek, fikirler farklı ve duygular güçlü olduğunda günlük görüşmeler can alıcı hale gelir” miş. Kitabı okudukça bu durumun gerçekliğini daha iyi anladım. Gündelik yaşamda konuşuruz, diyalog kurarız ve bunlardan bazıları sonraki yaşamımızı etkileyecek kadar önemlidirler.
--
Kitaptaki en kritik vurgu bana göre “unutmayın ki doğrudan denetleyebileceğiniz tek kişi sizsiniz” S63. Kurduğumuz cümleden başka insanları sorumlu tutmak en kolayı.
--
Bir konu daha var. Diyalog çığrından çıktığında nasıl davranmalı? Kitapta bu durum için şöyle bir öneri getiriliyor “İşler sarpa sardıktan hemen sonra gelen sessizliği değerlendirin, konu dışına çıkın ve güven ortamı tekrar oluştuğunda asıl meseleye tekrar geri dönün”.
--
Bu konuda başarısız olunduğunda hala geç kalın...

Hasbihal
 İbrahim Aşkar tarafından 24 24.09.2013 19:18:36 tarihinde yazıldı.



eyvâh hüzün bu!
eyvâh hüzün yine çatında alnımın..
hüznüm ağam oldu eyvâh! bir şey yap, silkip at..
| a.cahit zarifoğlu

yalnız hüznü vardır kalbi olanın
hüzün öylece orta yerdedir..
| ilhami çiçek

geceler çekmeyin benim için hüzün,
gelin siz,ruhumu tenimden süzün..
| necip fâzıl kısakürek

bir o kadar da hüzünlü romanlar gibi,
galiba ben baştan kaybetmişim,
belki de ben baştan kazanmışım, insanlık kaybetmiş..
| sezai karakoç

onlar ki hiçbir şeyleri yok
korkunca çılgın sevinince hüzünlü..
| turgut uyar

içimden dedim: beraber yürüyelim olur mu?
varsın, gölgemiz olsun hüzün..
| ibrahim tenekeci

bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzü...

© 2014 ibrahimaskar.com